Toplam 4 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 4 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: KUR`ANI KERİM Türkce Meali Elmamlılı Muhammed Hamdi Yazır Kaleminden 26-ŞUARA Suresi, gozdeforumdunyasi

  1. #1
    Durumu
    Online
    ELFIDA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Admin
    Üyelik tarihi
    Mart.2013
    Mesajlar
    59.533

    Standart KUR`ANI KERİM Türkce Meali Elmamlılı Muhammed Hamdi Yazır Kaleminden 26-ŞUARA Suresi, gozdeforumdunyasi

    26-ŞUARA:
    1 - Tâ, Sîn, Mîm.
    2 - Bunlar sana apaçık kitabın âyetleridir.
    3 - (Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın!
    4 - Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır.
    5 - Bununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler.
    6 - Üstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir.
    7 - Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz.
    8 - Şüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler.
    9 - Ve şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir.
    10 - Bir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi.
    11 - "Firavun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı?"
    12 - (Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar."
    13 - "Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver."
    14 - "Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler."
    15 - (Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz."
    16 - "Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.
    17 - İsrail oğullarını bizimle beraber gönder."
    18 - "Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?"
    19 - "Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!"
    20 - Musa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım."
    21 - "Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı."
    22 - "O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır. "
    23 - Firavun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?"
    24 - Musa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir."
    25 - (Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi.
    26 - Musa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir."
    27 - (Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi.
    28 - Musa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir."
    29 - Firavun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi.
    30 - Musa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"
    31 - Firavun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi.
    32 - Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.
    33 - Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.
    34 - Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!"
    35 - "Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"
    36 - Dediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder."
    37 - "Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler."
    38 - Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.
    39 - Halka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi.
    40 - "Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler.
    41 - Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler.
    42 - Firavun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi.
    43 - Musa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi.
    44 - Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler.
    45 - Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!
    46 - Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
    47 - "İman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine "
    48 - "Musa ve Harun'un Rabbine!"
    49 - Firavun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim!"
    50 - "Zararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz."
    51 - "Herhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz"
    52 - Biz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik.
    53 - Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi:
    54 - "Esasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır."
    55 - "(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar. "
    56 - "Biz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu.)
    57 - Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,
    58 - Hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık.
    59 - Ve onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık.
    60 - Derken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler.
    61 - İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler.
    62 - Musa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir."
    63 - Bunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi,
    64 - Ötekilerini de buraya yanaştırıvermiştik.
    65 - Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık,
    66 - Sonra da ötekileri suda boğduk.
    67 - Şüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
    68 - Ve şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    69 - (Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet.
    70 - Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
    71 - "Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler.
    72 - İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?"
    73 - "Veya size fayda veya zararları olur mu?"
    74 - "Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk."
    75-76 - İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"
    77 - "Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)"
    78 - "O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,"
    79 - "Beni yediren, içirendir,"
    80 - "Hastalandığım zaman bana O, şifâ verir."
    81 - "O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. "
    82 - "Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur."
    83 - "Ya Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat."
    84 - "Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!"
    85 - "Ve beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!"
    86 - "Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. "
    87 - "(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme."
    88 - "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"
    89 - "Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)."
    90 - (O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır.
    91 - Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.
    92-93 - Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.
    94 - Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.
    95-96 - Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:
    97 - "Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
    98 - "Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."
    99 - "Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."
    100 - "Bak bizim için ne şefaatçiler var,"
    101 - "Ne de yakın bir dost."
    102 - "Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."
    103 - Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.
    104 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    105 - Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
    106 - Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
    107 - "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.
    108 - "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
    109 - "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir."
    110 - "Gelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
    111 - "Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?"
    112 - Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur."
    113 - "Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!"
    114 - "Hem ben iman edenleri kovmaya memur değilim."
    115 - "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
    116 - Dediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!"
    117 - Nuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti."
    118 - "Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar."
    119 - Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.
    120 - Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.
    121 - Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
    122 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    123 - Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
    124 - Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
    125 - "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim."
    126 - "Gelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
    127 - "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir. "
    128 - "Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?"
    129 - "Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?"
    130 - "Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz."
    131 - "Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
    132 - "O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte,"
    133 - "Davarlar, oğullar,"
    134 - "Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir."
    135 - "Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum."
    136 - "Dediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir."
    137 - "Bu sırf eskilerin âdetidir."
    138 - "Biz azaba uğratılacak da değiliz."
    139 - Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
    140 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    141 - Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
    142 - Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
    143 - "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
    144 - "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
    145 - "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
    146 - "Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"
    147 - "Bahçelerin, pınarların içinde,"
    148 - "Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında,"
    149 - Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz."
    150 - "Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin."
    151-152 - "Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın."
    153 - "Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!"
    154 - "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir."
    155 - Salih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi.
    156 - "Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir."
    157 - Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.
    158 - Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
    159 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    160 - Lût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
    161 - Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız?"
    162 - "Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
    163 - "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
    164 - "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
    165 - "İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?"
    166 - "Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!"
    167 - Onlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın."
    168 - Lût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim."
    169 - "Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar."
    170 - Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık,
    171 - Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.
    172 - Sonra geridekilerin hepsini helak ettik.
    173 - Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!
    174 - Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
    175 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    176 - Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti.
    177 - Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
    178 - "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
    179 - "Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
    180 - "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir."
    181 - "Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın."
    182 - "Ve doğru terazi ile tartın."
    183 - "Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
    184 - "O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun."
    185 - Onlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin."
    186 - "Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz."
    187 - "Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver."
    188 - Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.
    189 - Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!
    190 - Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
    191 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    192 - Ve muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
    193 - (Resulüm!) Onu Rûhu'l-emin (Cebrail) indirdi;
    194 - Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;
    195 - Açık parlak bir Arapça lisan ile.
    196 - O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.
    197 - İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?
    198-199 - Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.
    200-201 - Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
    202 - İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
    203 - O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?...diyeceklerdir.
    204 - (Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.
    205 - Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek,
    206 - Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa,
    207 - O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.
    208 - Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.
    209 - (Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.
    210 - Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi.
    211 - Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.
    212 - Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.
    213 - O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
    214 - (Önce) en yakın hısımlarını uyar.
    215 - Ve sana uyan müminlere kanadını indir.
    216 - Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım."
    217 - Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
    218 - O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
    219 - Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)
    220 - Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.
    221 - Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
    222 - Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.
    223 - Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.
    224 - Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.
    225-226 - Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
    227 - Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.

  2. #2
    İ.S.A.D.A.M.İ
    İ.S.A.D.A.M.İ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Cevap: KUR`ANI KERİM Türkce Meali Elmamlılı Muhammed Hamdi Yazır Kaleminden 26-ŞUARA Suresi, gozdeforumdunyasi

    paylaşım icin teşekkürler

  3. #3
    Durumu
    Online
    PARGALI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Moderators
    Üyelik tarihi
    Eylül.2014
    Mesajlar
    6.361

    Standart Cevap: KUR`ANI KERİM Türkce Meali Elmamlılı Muhammed Hamdi Yazır Kaleminden 26-ŞUARA Suresi, gozdefo


    Bütün insanları sevebilirdim
    Sevmeye senden başlamasaydım
    http://huzur-sokagi-fmm.tr.gg/


  4. #4
    Durumu
    Offline
    Nur Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderator
    Üyelik tarihi
    Mart.2016
    Mesajlar
    1.934

    Standart Cevap: KUR`ANI KERİM Türkce Meali Elmamlılı Muhammed Hamdi Yazır Kaleminden 26-ŞUARA Suresi, gozdefo

    paylaşımınıza tesekkür ederim

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Cevap: 2
    Son Mesaj : 12.Nisan.2017, 17:50
  2. Cevap: 2
    Son Mesaj : 12.Nisan.2017, 10:25
  3. Cevap: 3
    Son Mesaj : 07.Mart.2017, 00:16
  4. Cevap: 4
    Son Mesaj : 01.Aralık.2013, 02:26
  5. Cevap: 2
    Son Mesaj : 23.Eylül.2013, 17:24

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •