1. Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha Fazla Bilgi.

GÜLÜMSEMEK...

EFSANE GENC 27 Haziran 2020

  1. EFSANE GENC

    EFSANE GENC Forum Gözdeci

    Katılım:
    25 Haziran 2020
    Konular:
    21
    Mesaj:
    453
    Alınan Beğeniler:
    15
    GÜLÜMSEMEK...
    Herkes espri yapar: İyi ya da kötü, doğru veya yalandan oluşan...Peki meşhur insanlar espri yaparlar mıydı?​


    Onların esprileri sadece güldürmek için miydi? Bu sayfada Nebî/Resûllerin, velîlerin, padişahların, sadrazamların,

    şairlerin kısaca yabancısı olmadığınız hatta birçok hususta kendinize örnek aldığınız insanların esprilerini bulacaksınız.


    ALLAH’ın Resulü (a.s.m):

    "Evet, ben de şaka yaparım, fakat şaka yaparken bile sadece hakikatı söylerim." buyurmuşlardır.

    HATALARIMI HATIRLAYINCA
    Hz. İbrahim (a.s) cehennemi her hatırlayışında ağlardı. Hatta, bu esnada kalbinin atışı bile duyulurdu. Bir gün Cebrail (a.s.) gelip ona:
    "Ya İbrahim! Sen hiç dostun azap verdiğini gördün mü? Sen Allah'ın dostusun. O halde Allah'ın azabı olan cehennemden korkup ağlaman niyedir?" diye sordu. Bunun üzerine Hz. İbrahim (a.s.) cevaben şöyle buyurdular: "Ya Cebrail, hatalarımı hatırlayınca, dostluğumu unutuveriyorum."​


    ŞİMDİ CANIMI AL

    Hz. İbrahim (a.s.) ruhunu almaya gelen ölüm meleğine:"Hiç dostun dostunu öldürdüğünü gördün mü?" diye sorması üzerine Allah'ü Teala da İbrahim (a.s.)!a: "Hiç dostun dostuna kavuşmayı kötü gördüğünü duydun mu?" diye vahyetti. Bunun üzerine Hz. İbrahim (a.s.) ölüm meleğine şöyle dedi: "Şimdi canımı al."


    AÇLARIN HALİNİ NASIL ANLAYABİLİRİM?

    Hz. Aişe (r.a.) rivayet etmektedir: Mısır'da kıtlık olduğu yıllarda Hz. Yusuf (a.s.) üç günde bir yemek yerdi. ona (a.s.): "Bütün zahire ambarları senin elinin altında olmasına rağmen neden üç günde bir yemek yiyorsun?" diye sordular. Hz. Yusuf (a.s.) kendisine sorulan bu soruya şu soruyla karşılık verdi: "Benim karnım tok olsa, etraftan zahire almaya gelen açların halini nasıl anlayabilirim?"


    ACI SÖZ YEDİRMEYİN DE
    Lokman Hekim'e: "Hastamıza ne yedirmemizi tavsiye edersiniz?" diye sorduklarında, ondan şu cevabı almışlar: "Aman, acı söz yedirmeyin de, ne yese olur."


    ACABA SANDIKTA NE VAR?
    Lokman Hekim, ailesine bir sandık bırakarak şöyle demiş:"Ben öldükten sonra bu sandığı açmadan satışa sunun, oradan alacağınız paralar sizindir."Lokman Hekim vefat edince ailesi onun bu isteği üzerine sandığı satmış. Sandığı alan şahıs ise heyecanla "acaba sandıkta ne var" düşüncesiyle sandığı açınca, üzerinde şöyle yazan bir kemikle karşılaşmış:"Ayağını sıcak tut, başını serin; Kendine bir iş bul, düşünme derin..."


    BİLGELİĞİ KİMDEN ÖĞRENDİN?

    Lokman Hekim'e: "Bilgeliği kimden öğrendin?" diye sorduklarında ondan şu cevabı almışlar:
    "Körlerden öğrendim. Çünkü onlar elindeki değnekle tam araştırmadan adım atmazlar.
    Bacakları yerin sağlam olduğundan emin olduktan sonra adım atarlar...Bundan dolayı ben de bir şey yapacağım zaman düşünür,faydalı ise konuşur, yararlı ise yaparım...Faydasız ise bırakmayı ve susmayı tercih ederim."​



    AŞIKLARIN SÖZÜ
    Hüdhüd kuşu dişisini yanına çağırdığında dişisi nazlanıp onun davetini kabul etmez. Bunun üzerine Hüdhüd kuşu: "Ben senin için dünyayı Hz. Süleyman'ın (a.s.) tahtı da dahil alt üst edebilecekken niçin beni reddediyorsun?" der. Süleyman(a.s.) Hüdhüd'ün bu sözünü duyunca onu yanına çağırıp: "Sen kimsin ki böyle yapacaksın? Ne cesaretle böyle konuştun?" diye sorar. Hüdhüd, Hz. Süleyman'a (a.s.) şu cevabı verir:"Ey Allah'ın Peygamberi! Aşıkların sözü ciddiye alınmaz ki."


    TUTUN, İŞTE HIRSIZ BUDUR
    Adamın biri Hz. Süleyman'a (a.s.) gelerek, kazlarının çalındığını ve bunu komşularının yaptığını iddia etmiş. Hz. Süleyman (a.s.) hemen halkı mescide toplamış ve:"İçinizde biri hem komşusunun kazlarını çalıyor, hem de çaldığı kazların tüyleri kafasında olduğu halde utanmadan mescide geliyor," demiş. Hırsız bu sözleri duyar duymaz eliyle başını sıvazlamaya başlamış. Onun bu halini gören Hz. Süleyman (a.s.) şöyle buyurmuş: "Tutun, işte hırsız budur."


    NASIL DUA EDERİM?
    Bilindiği gibi Hz. Eyyüb (a.s.) sabır ve metaneti ile dillere destan olmuştu. Bir rivayete göre o meşhur hastalığını on sekiz sene çekmişti. Hiçbir zaman isyan etmeyen Hz. Eyyüb'e (a.s.) hanımı bir gün şöyle sordu:"Bu hastalığın bitmesi, çektiğin dertlerin gitmesi için Cenab-ı Hakka dua etsen olmaz mı?" Hz. Eyyüb (a.s.), hanımına şu cevabı verir:"Benim bolluk ve refah içinde yaşadığım müddet 80 yıldır. Çekmiş olduğum darlık ve sıkıntılı zaman ise daha bu süreye ulaşmamıştır. Bu durumda ben Allah'tan utanırım. Ona (c.c.) bu halin üzerimden gitmesi için nasıl dua ederim ki..."


    BU ÇENGELLER NEDİR?

    Rivayete göre, İblis'in elinde farklı çengeller olduğu halde, Zekeriyya'ya göründü. İblis'i o halde gören Hz. Zekeriyya (a.s.) ona şöyle sordu:"Bu çengeller nedir?" İblis'in cevabı şu oldu:"Ben Ademoğlu'nu bunlarla yakalar ve bunlarla aldatırım."Hz. Zekeriyya (a.s.): "Bana da bir çengel vurabilir misin?" diye sorunca, İblis: "Evet, karnını iyice doldurduğun zaman, namaz ile zikirden sana ağırlık veririz."
    Hz. Zekeriyya (a.s.) bu cevabı alır almaz şöyle buyurdular:"O halde ben de asla karnımı tam doldurmayacağım." Bunun üzerine İblis söylediğine pişman oldu ve dedi ki:
    "Ben de bir daha hiç fikir vermeyeceğim."​



    YAŞLILARA NE OLUYOR Kİ?
    Hz. İsa'ya (a.s.) bir gün sormuşlar:"Yaşlılara ne oluyor ki dünyaya gençlerden daha fazla bağlanıyorlar" Hz. İsa'nın cevabı ise şöyle olmuş:"Çünkü onlar, dünyadan gençlerin tadamadıklarını da tatmışlardır."


    DOKTORUN İŞİ

    Hz. İsa'yı (a.s.) insanlarca iyi bilinmeyen birinin evinden çıkarken gören havarileri:
    "Orada sizin nasıl bir işiniz olabilir ki?" diye sorarlar. Hz. İsa'nın (a.s.) cevabı şöyle olur:
    "Doktorun işi, hastaların bulunduğu yerlerdir."​



    BÖYLE DENİR Mİ?

    Hz. İsa'nın (a.s.) yanında geçen bir domuza:
    "Selametle geç," dediğini duyanlar:
    "Domuza da böyle denir mi? derler.
    Hz. İsa (a.s.) ise şöyle cevap verir:
    "Dilimi kötü söze alıştırmak istemedim."​


    NE PARLAK DİŞLERİ VAR
    Malik bin Dinar anlatıyor: İsa (a.s.) havarileri ile birlikte bir köpek leşinin yanından geçerken havarilerin: "Bu ne pis kokuyor," demesi üzerine İsa(a.s.) ise şöyle buyururlar:
    “Ne parlak dişleri var."​


    HERKES YANINDAKİNDEN VERİR

    Bir gün adamın biri Hz. İsa'ya (a.s.) hakaret etmiş. O sırada orada bulunup da hakareti duyanlar Hz. İsa'ya (a.s.): Niçin karşılık vermediniz? diye sorduklarında Hz. İsa'dan (a.s.) şu cevabı alırlar:"Herkes yanındakinden verir, onda bulunan benim yanımda yoktu ki."


    ARKADAŞI TİTREME

    Abdullah bin Yusr bir gün Peygamberimizi (a.s.m) ziyarete gelmişti. Efendimizi görünce birden titremeye başlamıştı. Bu durumu fark eden Peygamberimiz (a.s.m.) buyurdular ki:
    "Arkadaş! Titreme! Ben kral değilim,Kureyş'ten kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum."​



    YANINDAKİ KİM?

    Hicret sırasında Hz. Peygamber (a.s.m) önde, Hz. Ebu Bekir(r.a.) ise arkadaydı. Uğradıkları yerlerde Hz. Ebu Bekir'i tanıyanlar çıkıyordu.
    Bir yere Hz. Ebu Bekir,daha önce geldiği için kendisini tanıyanlar çıkmış ve:"Ey Ebu Bekir! Yanındaki kim?" diye sormuşlardı. Bu soruya Ebu Bekir Efendimiz şu cevabı vermişlerdi:"Bana yol gösterendir."​




    KİM SATIN ALIR?

    Resülullah (a.s.m.) Zahir isimli bir sahabisi vardı. Zahir çölde yaşardı. Arasıra Allah Resülune,çöl çiçek ve meyvelerden hediyeler getirir, peygamberimiz de onu çölde lazım olabilecek hediyelerle sevindirirlerdi. Efendimizin şakalaştığı sahabilerden biri de Zahir idi.


    GEÇİMİNİ KİM SAĞLAR?

    Hz. İsa (a.s.) bir adama:"Ne yapıyorsun?" diye sormuş ve:"İbadet ediyorum," cevabını almış. Bu kez de:"Geçimini kim sağlar?" diye sormuş:
    "Kardeşim," cevabını alınca da şöyle buyurmuş:
    "Asıl ibadet eden kardeşin, desene."​



    KRİSTALLERİ GÖTÜRÜYORSUN

    Allah Resülu (a.s.m.) hanımlarıyla birlikte yolculuk yapıyorlardı. Bir ara, Enceşe isimli bir köle,şiirler okuyarak hanımların bindiği develeri hızlandırınca Resülu Ekrem (a.s.m.) şöyle buyurdular."Enceşe, dikkatli ol. Kristalleri götürüyorsun."


    SERVET İLE ÖVÜNMEK

    Harun Reşit ile Behlül Dânâ Hazretleri sohbet ediyordu. Bir ara Hazret:

    -Ey Halife! Farz et ki büyük bir çölde kaybolmuşsun. Susuzluktan ölmek üzeresin. O anda birisi gelip , elinde ki su dolu kırbayı sana satmak istese kaç para verirsin ? diye sordu.


    Halife gülerek : -Ne kadar isterse veririm, dedi.


    -Peki, o suya karşılık servetinin yarısını istese verir misin?

    -Veririm.

    Şeyh : Doğru söyledin , dedi ve devam etti : Ey Halife! Diyelim ki servetinin yarısı ile o suyu alıp içtin ve bir müddet daha yaşama imkanı buldun. Fakat az sonra içtiğin suyu çıkarman gerekir. Ama buna muvaffak olamasan, bütün uğraşmalarına rağmen idrarını yapamasan ve âdeta ölecek hale gelsen... o anda yine birisi karşına çıkıp: "Seni tedavi edebilirim, ancak servetinin öbür yarısını isterim!..." dese, ne dersin?

    Halife hiç düşünmeden: Elbette razı olurum, dedi.

    Bunun üzerine Behlül Dânâ : Öyleyse Ey Emirül Mü'minin ! Önce içtiğin, sonra da idrar yolu ile dışarı attığın bir yudum su kıymetinde bile olmayan servetine sakın güvenme!... Hiç kimseye karşı mal, mülk ve servetinle övünme, buyurdu.

    BU YÜZ ÇİĞNEMEYE DEĞİL ÖPÜLMEYE LAYIKTIR

    Ebû Zer Hazretleri anlatıyor:

    Bir gün Bilâl-i Habeşî ile sohbet ederken,bir mesele hakkında anlaşamayarak işi münakaşaya döktük.

    Bilâl’e:

    -Sen bundan ne anlarsın siyah kadının oğlu, diyerek hakâret ettim.

    Hazreti Bilâl bunu Efendimiz ‘ e söylemiş, Resulüllah beni huzuruna çağırdı. Hemen koştum , bana:

    - Sen rengi siyah diye Bilâl’i küçük görmüş ona hakaret etmişsin. Doğru mu?

    Çok mahçup olmuştum, utancımdan hiç bir şey söyleyemedim. Rasûlullah devamla:

    - Demek sende hala cahiliye devrinin âdetlerinden eser var. Halbuki islamiyette insanın derisinin hiç bir ehemmiyeti yok. İslamiyet ırk, renk, ve soy - sop farkını ortadan kaldırmıştır. Müslümanlıkta Allah'tan kim daha fazla korkarsa o öbüründen daha üstündür. Sen bu hali nasıl işledin?... buyurdular.

    Efendimizin bu sözleri karşısında ziyadesiyle üzülmüş ve ne yapacağımı şaşırmıştım. Rasûlullâh’ın huzurundan ayrıldıktan sonra doğru Bilâl-i Habeşî’nin evine gidip , başımı eşiğine koydum:

    - Ey Bilâl, mübârek ayakların bu kaba başın üzerine basarak geçmedikçe kendimi affetmeyeceğim ve buradan ayrılmayacağım, dedim.

    Biraz sonra Bilâl içeriden çıktı, beni tutarak kaldırdı ve :

    - Ey kıymetli kardeşim ben seni affettim, Allah da affetsin. Bu yüz çiğnenmeye değil öpülmeye layıktır , dedi ve kucaklayarak içeri aldı beni . Bilâl’in bu hareketine çok sevinmiştim, gözlerinden öptüm.

    PAŞANIN ATLARI

    Cimriliği ile meşhur paşa ; atlara arpa verilmesi gerektiği yolunda kendisini her seferde uyaran seyislerine kızar , “Lâ havle!...”

    çekermiş. Bir gün atları dermansızlıktan yığılıp kalınca gürler :

    -Atlarıma neler oluyor ?...

    Seyis cevap verir :

    -Ne olacak efendim ... “Lâ havle...” yiye yiye , “ve lâ kuvvete!...” oldular.

    MEZARTAŞI

    Behlül Dânâ ‘ ya biri sorar :

    -Oğlum öldü , mezar taşına ne yazdırayım?...

    -Şunları yazdır der : Dün altında olan çimenler , bugün üstünde yeşerdi. Ey yolcu anla ki ; şu toprak , günahtan gayri her şeyi örter!...

    ÖLÜM NEDİR

    Öğrencilerinden biri Konfiçyüs’e sorar .

    -Ölüm nedir ?...

    -Hayat hakkında ne biliyorsun ki , sana ölümden bahsedeyim, diye cevap verir.

     
  2. Ebru

    Ebru Tasarımci

    Katılım:
    2 Ağustos 2013
    Konular:
    2,582
    Mesaj:
    36,043
    Alınan Beğeniler:
    2,109
    Emeklerinize sağlık paylaşım için teşekkürler
     
  3. CaNSu_

    CaNSu_ Administratör Site Yetkilisi

    Katılım:
    30 Ağustos 2015
    Konular:
    9,583
    Mesaj:
    88,420
    Alınan Beğeniler:
    8,068
    Emeğine saglık paylaşım için teşekkür ederim.ali
     
  4. Kılıçbey

    Kılıçbey Co Admin Site Yetkilisi

    Katılım:
    8 Eylül 2018
    Konular:
    940
    Mesaj:
    16,431
    Alınan Beğeniler:
    1,853
    emeginize saglık
     
  5. GüL.*

    GüL.* Administratör Site Yetkilisi

    Katılım:
    5 Eylül 2015
    Konular:
    6,124
    Mesaj:
    62,193
    Alınan Beğeniler:
    6,036
    Efsane Genç_Emeginize saglık paylaşım için teşekkür ederim...
     

Bu Sayfayı Paylaş